| 31+4 günlük göbek |
Bu hafta yoğun başladı. İlk üç gün stajyer görüşmeleri için ofiste olmak zorundaydım ve bu beni oldukça zorladı. Hafta sonuna doğru, yaklaşan doktor kontrolü nedeniyle heyecanlıydım. Doğum kursundan sonra kafamda iyice netleştirdiğim doğum tercihlerimi doktorumla paylaşacak ve doğal doğuma bakış açısını anlayacaktım.
Açıkçası için rahattı. Doktorumun "doğal doğumcu" olmadığını biliyordum ama SSVD konusunda isim yapmış biri olduğu için tercihlerim konusunda çok sorun yaşamayacağımızı düşünüyordum. Yanılmışım! Tamam haksızlık etmek istemiyorum. Kendisi doğum sürecine saygılı, doğumu hızlandırma yöntemlerini tercih etmeyen ve vajinal doğum oranı çok yüksek bir doktor. Ancak benim doğumum için arzu etmediğim bazı rutin müdahaleleri kullanıyor ve bu konularda oldukça net. Kafamdaki soruları açıklıkla cevapladı ve kendince doğruluğunu ispatlayacak samimi yanıtlar verdi ancak ne yazık ki bir esneklik göstermedi. Bunlardan bazıları tolore edilebilecek şeylerken ( rutin damar yolu açılması) diğerleri beni hayalimdeki doğumdan uzaklaştıracak şeylerdi.
Örneğin doğum boyunca sadece şeker ve çikolata yiyebileceğimi, katı gıda alamayacağımı söyledi. Doğumun uzun sürmesi halinde, o kadar saat (belki gün) sadece şeker ve çikolata yemek bana hiç mantıklı gelmiyor. Halbuki ben doğum sırasında enerjiyi yüksek tutmak için ara ara bir şeyler atıştırılabileceğini hatta istersen yemek bile yiyebileceğini öğrenmiştim. Bu önlemin kusma olmaması için alınıyor olması da düşündürücü. Zira tüm vücut atıkları doğal doğumun bir parçası olabilir. Ayrıca sürekli şeker ve çikolata yemek daha fazla mide bulantısı yapmaz mı?
Bir diğeri saat başı 20'şer dakika yatarak NST'ye bağlanmak. Farklı pozisyonlarda takılmasına izin verilmiyor. Bunun da aktif doğum sırasında oldukça sıkıcı, motivasyonu ve konsantrasyonu bozucu bir şey olduğunu düşünüyorum.
En can sıkıcı olan da, farklı pozisyonlarda doğurmaya izin vermeyip, doğum gerçekleşirken doğum masasında olmak zorunda olduğumu söylemesi oldu. Bunu da uluslararası bir doğum standardı olarak açıklayıp, hastanenin böyle bir şeye izin vermeyeceğini ve kendisinin de risk alamayacağını ekledi.
Ayrıca her saat başı vajinal muayene yapılmasının şart olduğunu ve açılma yeterli değilse doğal yırtıklar yerine kontrollü epizyotomiyi tercih edeceğini de ekledi.
Sezaryen durumunda da babayı kesinlikle ameliyathaneye almıyorlarmış bir iki hastane dışında. Kendisi de bunu çok tercih etmiyormuş.
Tüm bunlar benim oldukça canımı sıktı. Belki bunlar, bir çok kişi için gayet tatmin edici bir doğum deneyimine engel olmayacak konulardır hatta çoğu kişi "normal doğum" deyince bunu anlıyordur. Ancak her ne kadar doğumun idealize edilemeyeceğini, her şeyin farklı gelişebileceğini, kendimi biraz bırakmanın daha iyi olacağını düşünmek istesem de, doğal doğum tercihimden vazgeçmek istemiyorum. Daha hamile kalmadan önce okuyup araştırmaya başladığım, kitaplarını okuduğum, internette hakkında ne varsa araştırdığım, kursuna gittiğim doğal doğumu bu kadar kolay kenara itmek istemiyorum. Bu noktada, biraz daha kabullenici ve uzlaşmacı biri olmayı tercih ederdim belki ama değilim ve gayet iyi biliyorum ki doğumdan sonra isteklerimin peşine düşmediğim için hayal kırıklığına uğrayabilirim.
Kafam çok karışık! Doğal doğum konusunda kesin destek vereceğine emin olduğum ancak bir iletişimsizlik nedeniyle bir süredir gitmediğim diğer doktoruma tekrar dönmeli miyim? Yoksa sakin kafayla düşünüp kendimi bu küçük müdahalelere alıştırmalı mıyım? Zamanın daralmaya başlaması ve bir an önce karar vermek zorunda olmak beni baskı altında hissettiriyor. Benim artık bu konularla uğraşmayı bırakıp, doğuma fiziki ve ruhsal yönden hazırlanmaya konsantre olmam gerekiyordu.
Kontrolde Deniz'in keyfinin gayet yerinde olduğunu gördük. Kendisi 1 ayda 1 kilo almış ve yaklaşık 2300 grama ulaşmış. Bu da benim neden birden kilo aldığımı açıklıyor:) Kafası hala doğum pozisyonundaymış ve suyu iyiymiş. Çok şükür!
Biraz gergin olduğum için sanırım bu hafta başka bir şey yazmayacağım.
Haftaya görüşmek üzere!
İLKE&DENİZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder